19 Mart 2019 Salı

şahnaz aras / fıtrat terbiyesi

Biliyorsunuz ki sosyal medyanın hayatlarımızda yer etmesiyle kendilerine sıfat biçmiş insanlar çok fazla olmaya başladı “yazar, pedegog, aile danışmanı, uyku eğitmeni, sağlık uzmanı” ve müthiş bir bilgi kirliliğine maruz kaldık. Hiçbir vasfı olmayan insanların kendi çocuklarını eğitmelerini gözümüzde yücelterek, biz onları bir yerlere getirdik sonra onların hayatlarıyla kendi hayatlarımız özdeşleşmeyince nefret eder olduk, sinirlendik kendimizi yetersiz gördük. Bugün Büyükçekmece şehbalimizde ağırladığımız şahnaz hanım kesinlikle çocuk eğitimi noktasında çok farklı bir bakış açısına sahip ve bu noktada verdiği emek 30 yıla aşkın. Ve sosyal medyadan türeyen tiplerden olmadığı için maalesef sanırım çok bilinmiyor sizlerden ricam bu noktada faydalanılacaksa böyle birinden faydalanmanız bu sizin kârınız olur çocuk gelişimi üzerine İbrahim hakkı hz belirlediği (Türkiye’de yazılan marifetname de maalesef geçmiyor kendisi yurtdışında kaldığı sürece oradaki marifetname’den esinleniyor) elementler üzerine çocuk eğitimine yönlendiriyor bu çalışmayı yapan, ve bu yönde bir yol çizen kimseyle karşılaşmadım. O halde seminer notlarından sizde istifade edin diyerek başlayalım;

Tüm ibadetler Cenab-ı hak tarafından melekler vasıtasıyla bizlere iletilir tavaf, namaz, her türlü ibadet bir ibadet var ki kutsaldır annenin çabası... Hacer annemizin oğlu İsmail için çaba göstermesi hem kutsal hem ibadet hükmündedir.

-modern psikoloji insanı bir yerde tıkıyor 

-Çocuğun karakterini bilip doğru dokunuşlar yapmak lazım

-Anne ve babanın görevi yönetmek değildir anne babanın görevi yetiştirmektir yöneten yetişkin emir verir bu ters tepki oluşturur. Çocuk 11 ve 12 yaşına kadar yönetilerek büyütülür daha sonra bir patlama yaşar. Biz buna ergenlik deriz

- ergenlik denilen problem halının altına süpürdüklerimizin bir anda dışarı çıkmasıdır. Sürekli bunu yapma şunu yapma,namaz kıl ,kuran oku ,telefon yasak diyerek çocuğu bir kalıba sokmaya çalışırız. İşte ergenlik çocuğun içindekileri dışarı kusmasıdır çocuklara nerede evet nerede hayır diyeceğiz bunu çok iyi bilmeliyiz çocuğa hayır demek onu budamak gibidir. Dallarını kesmek ağaca zarar verir ama ağacı budamak ömrünü uzatır.
Çocuğumuz bize benzemek zorunda değildir bizim ilgimizi çeken şeyler onun ilgisini çekmeyebilir.

4 ana karakter vardır.;
1-görsel algısı güçlü olanlar
2- işitsel algısı güçlü olanlar
3- duygusal algısı güçlü olanlar 
4- kokusal algısı güçlü olanlar 
Avrupa ve abd ülkelerinde bu karakterler renkler olarak belirtilir(mavi kırmızı yeşil sarı ) Rusya Çin gibi ülkeler hayvanlar üzerinden belirtir(baykuş, balık vs)
İbrahim Hakkı hazretleri ise elementler üzerinden belirtir toprak ,hava ,su ,ateş

1- GÖRSEL/ TOPRAK ELEMENTİ

-Görerek yaşayarak öğrenirler
Çok hızlı sonuç alıcıdırlar gördüğü gibi  gibi yapar annenin söyledigini genelde yapmaz izler, kendince değerlendirir bu çocuklar için yalan söylüyor deriz mesela ben şuraya gittim der Ama oraya gitmemiştir rüyayı gerçek zanneder çünkü görsel algısı çok yüksektir

-Allah inancını yerleştirmek zaman ister çünkü Allah’ı görmek ister göremediği için kafasında bir yeri oturtmaya çalışır. Anne korkar eyvah Allahla ilgili çok soru soruyor Allah’a inanmayacak diye Allah algısını Bünyesine yerleştirmek için sabırlı olmak gerekir 8-9 yaşına kadar sorduğu sorulara lütfen itinayla cevap verin. Buna örnek ibrahim peygamberdir gördükleriyle , gitti ve aya güneşe bu benim Rabbimdir dedi. Kendi sınırını fark edince Allah’ın sınırsızlığını fark etti yine Sonsuz bir imana sahip olmasına rağmen dirilme ve ölmeyi görmek istedi.

-Direk uyarı ve ikazlar onları kırar duygularını söyleyemez

-Çok cömerttir (toprak verir ayırt etmeden)
Bu çocuklara verme demek değil nereye vereceğini öğretmek önemli olan

-Görerek anlıyor insanlar da beni görsün anlasın istiyor yaşadıklarını ifade etmiyor bu yüzden alıngan öfkeli olurlar 

-onlara canlı rol modeller sunmak lazım
Çünkü görmeden yapamaz toprak elementi olan çocuklara TV internet yasa konulmalıdır çünkü gördüğünü alır uygular bu grup için tehlikelidir.

-Çocukluk çağında hata yapmalarına izin verin

-yaptıkları işlerle görülmeyi severler
Kendi oyuncaklarını topla diyerek ona bencillik veriyorsunuz daha çok ev işlerinde kendi ihtiyaçlarınızda sorumluluk verin. Sizin için bir şeyler yapmak ona kendini iyi hissettirir. Oyuncaklarını topla elbiselerini topla diye yüklenmek bencilliğie yol açar sonra yalnızca kendi işleriyle meşgul olduğunu görünce bu çocuk niye böyle oldu dersiniz onu bu hale siz getirdiniz.

2- İŞİTSEL / HAVA ELEMENTİ

-işiterek ve söz dinleyerek öğrenir 
Yanında dikkatli konuşun

-empatileri çok yüksektir 
Her şeye çok üzülür kendini korumayı bilmez. İşitmeleri yaşamak gibidir öğrenmeyi seven bir karakterdir Dinleyip anladığını görünce hemen yüklüyoruz sonra çocuklar bunalıyor azı karar çoğu zarar kitapla dini bilgi ile hemen çocuğu boğmayın. Şekilcilikten kalıpçılıktan çıkın. Çocuklarımızı balık gibi Fanusta büyütemeyiz fanusta büyüyen balık denize bırakılmak zorunda kalınca ölür bu çocuklar bir gün sokağa çıkacak şeytanın oyuncakları çok fazla

-Allah inancı duymaları ile oluşur bu sebeple güzel bir şekilde anlatılırsa iyice yerleşir

-bu çocukları ibadet kurallarıyla çok sıkmayın

-gezdirin, yedirin, içirin. Ama kendiniz tatmin oluyorsanız orada durun kendinizi mi gezdiriyorsunuz çocuğumu çocuğu düşündürtün
Çocuğun sormadığı sorulara cevap vermeniz nutuk atmaktır. Soruyu ortaya atın Bırakın merak edip cevaplasın siz 10’a sorun o size sorsun onları değerlendirin

Anne onlar yapmıyorlar neden yapmıyorlar diye sorabilir bunu sorgulamak için sormaz açıklamanız için sorar sen sabırla anlatacaksın, açıklayacaksın sen anlatmazsan başkaları anlatır

-onlara güvendiğinizi söyleyin ve zaman tanıyın 

DUYGUSAL / SU

-zor çocuklardır
-hem işitsel , hem görsel, hem duygusal algısı vardır 

-hissederek öğrenir 
Hissederek işe ve insana yaklaşır 

-senin duygularını da hisseder 
Sinirliysen sinirlenir, heyecanlıysan heyecanlanır. Su gibidir girdiği kabın şeklini alır o yüzden karşısında duygu kontrölü yapabilmek çok önemli
Bir şey söylerken güzel dille söylemek önemli
Temelde 4 duygu vardır;
-kızgınlık, mutluluk, endişe, hüzün. Duygularla örülür

-alt ıslatma problemi genelde bu grupta görülüyor ve ilerde tansiyon problemi çok yasıyorlar 

-çok kararsızdır çünkü duygularıyla yönlendiriyorlar duygularını ayırt etmeyi, dinlemeyi bilmeyince bunları yönlendirmez ki.

-haya duygusunun en yüksek olduğu gruptur.

-çocuğa sosyal fobi, asosyal diye etiketler yapıştırarak onları kaybediyoruz.

-nasıl hissettirirseniz hissettiği şey Zihninde öyle yer eder hangi duyguyu vermek istediğinize çok dikkat edin

-bu çocuklara yapabilirsiniz demeyin bencillik ekersiniz. “İnşallah, Allah izin verirse yapabilirsiniz” deyin
Dene bakalım demeliyiz. Hayat çocuklar için bir keşiftir, bir arenadır. 

-onlara istediklerini alın fakat! Alırken şunu yapın nasiplerini, rızıklarını fark ettirin Allah’ın ona gönderdiğini söylemek gerekir. Biz materyalist bir toplum değiliz biz çocuğu paraya şartlı yetiştirmemeliyiz bu Avrupa standardıdır.

-Allah’ı hissetmek isterler 

KOKUSAL/ ATEŞ
-hem işitsel , hem görsel hem kokusal algısı vardır

-damak tatları çok iyidir 

-çok girişkendir

-göstererek farkedilerek öğreniyor. Bu çocuklar her şeyi yaşayıp deneyimlemek isterler hiç çekinmezler çok sosyaldirler

-elinizde bir ateş parçası varsa olumlu da fark edin güzelliklerini ortaya çıkarın.  herkesin içinde rencide ederek uyarmayın onu şöhret etmeyin yaptığı kötülüklerle reklamın iyisi kötüsü yoktur. 

-Bu çocuğun girdiği ortam ve arkadaş çevresi önemli çünkü yaşayarak tecrübe ediyor otokontrolü zayıf

-sorumluluk verin güvendiğinizi söyleyin, ancak takip edin

5 Mart 2019 Salı

mesele-çözüm

Bilinmeyenin içine düşünce kafamız sarsılır başımız ağrır her şey soluk gelmeye sorgulanmaya başlar. Bu belirtilerden her hangi biriyle karşılaştıysanız acilen doktora gitmelisiniz ama bir gönül doktoruna doğru tahkiki yapıp, ömürlük reçete verecek olan bir doktora.
Geçenlerde bir anket yaptım bu anketi aslında sayımızı öğrenmek için yaptım çok değil bir 10 sene de nasıl bu kadar değiştik anlamak için yaptım. Kendimize soru sormayalı bilinmeyene kapıları sonuna kadar açalı hayli zaman geçti.. zaman, bir dozer gibi ezdi de geçti.. Değerlerimiz, manevi huzurumuzu süpürdüler fark etmeden kıyameti yaklaştırdık size de geliyor mu bilmiyorum bir kapana kısılmış, olayları izleyen ama müdahale edemeyen insan çaresizliği.
 Veda hutbesini birçok kez okumuşumdur fakat şuan anlıyorum kuran ve sünnete bağlanmanın kafesten tek çıkış olduğunu daha ne kadar kötüye gidebilir ki dedikçe daha kötüye gitmesi cabası.
E ne yapacağız yazmaya kalksak sayfalar dolup, taşar gelin biz oyalanmanın ötesine geçelim yani bildiğimizle amel edelim şu mübarek üç aylar arefesinde bilinmeyenden sıyrılalım, bilinene yolculuk edelim.
 Ben elhamdulillah çok şanslıyım çünkü çok güzel bir hizmet ortamında evimden işime ,işimden evime yürüyerek gidip geliyorum şehrin içinde yer almıyoruz en büyük artımız bu sanırım hele bir İstanbul içine gidelim büyük bir yorgunluk siniyor üzerime toplu taşımayı ciddi anlamda kaldıramıyorum bunun sebebi inkas, hal sirayeti aslında belki o gün dinlenmiş dinç kalktınız ama insanlar sizi bir ruh emici gibi emip, sömürüyor bu da bizi sorgulamaktan bir adım geri atıyor çünkü atıf insan ilerleyemez. Gelelim ayet-i kerimeye ''salihlerle beraber olun..'' salih olun denilmiyor bakın, salihlerle beraber olun eee nerede bu salihler? bazen kitaplarda bazen aradığınızda ve dua ettiğinizde niyetinizin karşılığı olarak hemen yanınızda. Yeter ki istemeyeli bilelim gönül iklimimizi bahar tutalım erguvan ağaçları gibi huzur yayalım sürekli şikayet eden, hayatından memnuniyetsiz insanlara bir tık mesafe koyalım mesafeden zarar gelmez kimse kırılmadan incinmeden olay yerinden uzaklaşalım. Bazı kullar kendi enerjilerini kendileri üretir karşısındakine de kendisine de yeter bir sohbet halkası, kitap dostu, ya da hatim arkadaşlığı hele ki ictimai beraberliğe gayret edersek göreceğiz ki kazanacağız.

Bir diğer noktamız Rasulullah efendimizi sevip tanımak çünkü o susuzların pınarı görevini görür hayatını öğrenmek, okumak, ona dair bir şeyler dinlemek sizi çölde su bulmuşa çevirir çünkü seven sevilir. Seven sevdiğine benzemeye çalışır bir boyut atlarsınız renkler bile başka güzel gelir gözünüze hafta da 1 saat bile ondan bahsedeceğiniz kaliteli sohbetleriniz olursa hayatınıza eşlik etmeye başlar enerjisi o kadar ulvi ki anlatmak için kelime tıkanıyor fakat her alanda şeksiz şüphesiz dahil etmek ama... cümlesini bir kenara bırakmak önceliğimiz. Efendimizi kendimiz için sevmeliyiz o okyanus ise bizde okyanusun balığıyız gibi düşünün. Dünyaya bir kere gelmişsiniz onun gönül ikliminden yararlanamamak tam olarak nasipsizlik.. (kitap tavsiyesi salih suruç efendizin hayatı1-2, Muhammet Emin Yıldırım/ efendimizi sahabe gibi sevmek, sahabe iklimi1-2, Necip Fazıl Kısakürek/ çöle inen nur,Osman Nuri Topbaş / efendimiz Hz Muhammet Mustafa devamı eklenecektir ayrıca blogdaki Hasan gibi sevmek yazısını okumanızı tavsiye ederim)

helal gıda. Asıl sorunun temel yapı taşı... mutfaklar dışarıya taşınmışken yediğimiz lokma kırk gün midemizden çıkmıyorken ''ibadet yapmaya üşeniyorum'' yadırganacak bir cümle değil dünyanın alma- tüketme hızını durdurmak mümkün değil fakat elbette farkındalık oluşturabiliriz bir kere manevi durumu geçtim maddi olarak yeme-içme parasını biriktirince neler olacağını bir hesaplayın rahat bir ülke gezmek için para birikir, eğitimini almak istediğiniz dil kursuna, özel eğitmene yeter o para. Ne yediğinizi bilirsiniz az yemeyi de ekledik mi durum fevkaledenin fevkine ulaşır çünkü yemek daima ağırlık yapan, zihni zinde tutmanın önüne geçen bir faktör bunu sağlıklı yaşam değil, ibadetime ruh vermek için yapmakta mühim ameller niyetlere göre cereyan eder ve işler bir nebze de olsa yoluna girer hayatımda en fazla ibadete , kalbi yumuşaklığa ve iradeli olmama (irade terbiyesi kitabını okumalısınız yemek bahsi çok güzel açıklanmış) sebep olan durum, yemeği azaltmakla beraber ayyuka çıktı o yüzden helal gıdanın altını çokça çiziyorum bedenini doyuran insan ruhunu açlıkla beraber öldürdüğü için nefis her geçen gün dev bir obura dönüşüyor. Her gün İstanbul'da 3 ton hınzır eti kesiliyor kim yiyor müslüman ülkesinde bu hayvanın etini gayr-i müslimler mi? Bu konuda bilinçlenmek adına şu belgesellere lütfen bakınız sonra devam edelim: that sugar, cooked (2. bölümden itibaren), food choices, rotten

yazının devamı gelecek ve eklemelerle genişleyecektir sevgiler...

fikir, görüş tavsiyeler için iletişim; koyusiyahli@gmail.com